•••MERALCİKK•••

•••MERALCİKK•••

Hakkımda

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Meralcikk

Kategorilerim


Bannerler

Meralcikk


Dost Bannerler

MiBlog
It's All About Me Me Me
Mylittlesweetheart
Mylittlesweetheart

Eğer bannerini burada görmek istiyorsan "124x54" boyutunda,bu boyuttan küçük bir banner hazırLayıp yorum yazman yeterLi oLacaKıR !!Lütfen "124x54" boyutunu fazla aşmayın!

Arkadaşlarım

mmelikee

asenagirl

pembelimerve

milkgirl

liveblog

busra1994meral

3sekerkiz

winxaysegul9

yusufuz

gruphepsi9

benimmerkezim94

kitapdelileri

grubhepsifangulcin

esragirl05

kittymrl

mel1997

eceileecem

frovver

bluegirll

melikee97

monobass

busrakizindiyari

cicikizlar66

gslimeral

turkce247

5cicikiz


5/10/2007 - SOSYAL BİLGİLER DERSİNE NASIL ÇALIŞILIR

Kategori: ODEVLER

SOSYAL BİLGİLER

TARİH : Sosyal Bilgiler Testi kapsamında yer alan Tarih dersi OKS'de bu alanda "ana ders" konumundadır.

OKS'de Tarih sorularının amacının, öğrencilerinin Tarih alanındaki bilgi birikimine ve yoğun olarak da yorum ve düşünme yeteneğini ölçmeye yönelik olduğunu görmekteyiz. OKS soruları Türkçe' yi anlama ve doğru düşünme gücünü ölçmeye yönelik olduğundan öğrencilerin verilen soruyu çok dikkatli okumaları ve anlamaları Tarih sorularını da cevaplamak için yeterli olacaktır.

Tarih ve İnkılâp Tarihi sorularının en iyi biçimde cevaplayabilmeniz için aşağıdaki hususlara dikkat etmeniz gerekmektedir.

1. Konuları neden sonuç ilişkisi içerisinde iyi özümsemelisiniz.

2. Tarihi olayları oluşturan şartları, olayların gelişim sürecini ve olayların sonuçlarını çok iyi yorumlamanız gerekir.

3. Tarih dersi için önemli olan konuları öğrenmek ve soru çözerken kullanılabilecek bilgiye sahip olmaktır. Bu nedenle bol soru çözün, her türlü soruyu tanımaya çalışın.

4. Ön yargılarımızdan arınmadıkça yapacağımız çalışma verimli olmayacaktır. Olaylar ve konular kendi bütünlükleri içinde kavranmaya çalışılırsa, kalıcı ve sağlam bilgi elde edilebilir.

5. Soruları çözerken notlar ve kaynaklar yanınızda olmalıdır. Yapamadığınız ya da yanlış yaptığınız soruların yanıtını arayıp bulmak öğrenmenize yardımcı olacaktır.

6. Tarihsel olayları öğrenirken olayın geçtiği yeri bilmek son derece önemli olduğundan, çalışırken bir haritadan yararlanabilirsiniz. Haritaya bakarak çalışmak ezbercilikten kurtulmanız için de yararlı olacaktır.

7. Yapılan yanlışların önemli bir kısmı soruyu yanlış anlamaktan kaynaklanmaktadır. Soruyu önce dikkatle okumanız ve sorunun sizden ne istediğini anlamanız gerekmektedir.

8. Tarih dersinden en iyi verimi almanız ve başarılı olabilmeniz için çalıştığınız konularla ilgili geçmiş yıllarda çıkmış tarih sorularını güzelce inceleyiniz. Sınav sorularını inceledikten sonra konulara bu doğrultuda yaklaşınız.

COĞRAFYA : Coğrafyada başarılı olmanın ilk şartı sevgi. Coğrafya dersine sevgi, ilgi ve merakla başladığınızda zevkli bir ders olduğunu göreceksiniz. Coğrafya dersini severek çalışıyorsanız problem yok. Çalışmanızı sistemleştirdiniz mi başarı sizin demektir. Coğrafya dünya üzerindeki yer şekillerini, bitki topluluklarını, hayvanları, insan topluluklarını, günlük hayatta iç içe olduğumuz, bizi çepeçevre saran çevremizin mükemmelliğini, bir saat gibi işleyişini, bize olan etkilerini konu edinmiş bir bilim dalıdır.

Coğrafya, sosyal bilimler içerisinde en az net bırakma rekorunun sahibidir. Bu durum dersin önemini daha da artırıyor. Coğrafyada kim daha fazla net yaparsa, yüksek puanlı okullara girmede avantaj sağlıyor. Sosyal alanda bir yer kazanmak isteyen her öğrenci bunu asla ihmal etmemelidir. Her konuda olduğu gibi coğrafyada da önce tanım ve kavramları öğrenmek gerekir. Çünkü anlatılacak konular, bu tanım ve kavramlar üzerine oturur. İklimin tanımını bilmeden hava durumuyla farkını anlayamazsınız. Tanım ve kavramları öğrendikten sonra konu içinde anlatılan kaide ve kurallara dikkat etmek, bunların hangi durumlarda geçerli olduğunu öğrenmek gerekir. Konuların daha iyi anlaşılması ve akılda kalması için atlaslardan, şekillerden fotoğraflardan ve resimlerden mutlaka yararlanınız.

Konunun anlaşılması da yeterli değildir. Konuları bilmenin yanı sıra yorum yapmak da çok önemlidir. Bu da ancak test çözerek kazanılabilir. Konularla günlük yaşantılar arasında ilişki kurmaya çalışın. Anlatılan konuları adeta gözünüzde canlandırın. Bu konuda fasiküllerde yer alan resimler, şekiller, grafik ve tablolardan yararlanın. Yanlış yaptığınız sorular üzerinde durarak, doğru cevabını ve sebebini mutlaka öğrenin. Bu ilk etapta zaman kaybı gibi gözükse de ilerde size zaman kazandırdığı gibi yanlış yapmanızı da önleyecektir.

Konuları takip ederken karşılaştığınız her grafiği, her resmi karşıma nasıl bir soru olarak çıkabilir diye düşünün. Coğrafyada çıkan sorular daha önceki yıllarda çıkan soruların az ya da çok benzerleridir. Yukarıdaki önerilerle uyulduğunda, Coğrafya dersi öğrenciler için mutlaka başarılı olunacak derstir. Planlı ve disiplinli çalışmanın faydası mutlaka olacaktır.

VATANDAŞLIK BİLGİSİ VE İNSAN HAKLARI EĞİTİMİ : Vatandaşlık bilgisi dersine çalışırken mutlaka günlük yaşamla bağlantı kurun. Ezberlemek yerine konuları günlük yaşantınızla ilişkilendirin sınavda soru kaçırmayın.

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ : Konuları tüm detaylarıyla öğrenin. Deneme sınav sonuçlarından yola çıkarak hangi konuda eksiğiniz olduğunu belirleyip onun üzerinde yoğunlaşın ve bu dersle ilgili çıkmış soruları da mutlaka çözün.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



5/10/2007 - Sınav stresini atmanın 16 yolu

Kategori: ODEVLER

 

Yaklaşan OKS ve ÖSS sınavları seni strese sokuyorsa bunları dene!

Hafta sonları dinlenmeye çalış. Saatini kurma ve istediğin zaman uyan, böylece uykunu almış olacaksın.

Hafta içinde yapman gerekenleri düzenlemek için bir liste yap. Böylece elin ayağın birbirine dolaşmadan bütün planlarını gerçekleştirebilirsin.

Kafeinden uzak dur, çünkü çok fazla kafein panik ve strese neden olur. Bunun yerine limonlu bitkisel çayları tercih et.

Egzersize ve spora vakit ayır. Her gün 20 dakika bisiklete binmek ya da yürüyüş yapmak, hem zihinsel olarak hem de fiziksel olarak seni rahatlatır. Böylece formunu da korumuş olursun.

Stres atmanın en iyi yollarından biri de mutfak işidir. Mesela pasta ya da yemek yapmayı deneyebilirsin.

Yıllardır konuşmadığın eski bir arkadaşınla görüşme ayarla. Bu hayatınızdaki değişiklikleri paylaşmak için iyi bir fırsat olabilir.

Pembe kıyafetler giy. Pembe negatif enerjiyi alır ve sakinlik verir. Ancak erkekler için strese neden olur!!!

Eğer odanda aradıklarını bulamıyorsan, bir gününü odanı temizlemeye ve gereksiz şeyleri atmaya ayır.

Arkadaşlarınla bir komedi filmi kirala. Stres atmanın en güzel yolu kahkaha atmaktır.

Çekmecelerini temizle, gereksiz kağıtları at, önemli belgeleri bir kenara ayır, böylece gerekli her şey aradığın zaman elinin altında olur.

Banyodan sonra özel masaj yağlarıyla vücuduna masaj yap.

Eğer geleceğinle ilgili kariyer planların varsa ve bunu dert ediyorsan, bir danışmandan öğüt almayı dene.

Çikolata ye! Tabii kilo problemin yoksa... Çikolata, endorfin adlı mutluluk hormonu salgılamana ve stresten uzak kalmana yardımcı olur.

Gözlerini kapat ve hiçbir şey düşünmeden rahatlamaya çalış. Bunu gün içinde 3-4 kez tekrarla.

Güne duşla başla ve ardından güzel kokulu bir kremi tüm vücuduna sürerek kendini şımart. Böylece kendini çok daha enerjik, sağlıklı ve mutlu hissedeceksin.

Bir de hepsinden önemlisi ve etkilisi: Yaradana sığın. Kainat O'nun, içindekiler O'nun, kalpler ve kafalar O'nun elinde. O, "Ol" deyince her şey olur. Bu nedenle O'na sığın, gönülden dua et, O'ndan iste...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



5/10/2007 - OKS HAKKINDA ÖNERİLER!!!

Kategori: ODEVLER

Deneme sınavlarından bağımsız olarak çözdüğünüz konu testlerinde psikolojik olarak daha rahat olursunuz. Bu yüzden soruları yanıtlarken çok emin olmasanız bile şıklardan birini işaretleme cesaretini gösterirsiniz. Fakat sizleri OKS’ye asıl hazırlayan sorular, çözdüğünüz konu testleridir. Bu nedenle öncelikle işlemediğiniz konuların testlerini önceden kesinlikle çözmeyin. Eğer konu hakkında geniş bilgiye sahip değilseniz iyice öğrendikten sonra konu testini çözün.

Konu testlerini çözerken soru köklerini dikkatle okuyup, yönlendirmeleri iyi takip edin. Çözmeye başladığınız konu testini mutlaka tamamlayın. Yanlışlarınızı doğrulardan ayırt edip, yanlışlarınıza hemen yoğunlaşın. Çünkü yanlışlarınızı biriktirip ileride halletmeyi düşünmeniz, bir süre sonra sorumluluklarınızı artırır. Bu nedenle yaptığınız hataları sıcağı sıcağına görmeli ve çözüm yollarını öğrenmelisiniz.

Eğer çözdüğünüz testleri OKS’den önce bir kez daha çözmeyi düşünürseniz, şimdiden çözerken testleriniz üzerinde çok karalama yapmayın. Hatta cevapları testin üzerine değil de, sayfa kenarına yapın. Böylece ileride bu soruları bir kez daha çözüp, katettiğiniz mesafeyi görürsünüz.

Konu testi çözerken, kesinlikle ders ayırt etmeyin. Her dersin konu testi OKS’den yüksek puanlar almanız için kendi içinde çok önemlidir. Puan değerine bakmadan gerçek sınavda da mutlaka bütün derslerin testlerini çözmelisiniz. Çözeceğiniz testlerdeki bütün sorular OKS tarzında olmayacaktır. Bu durumda da kesinlikle soru ayırt etmeyin. Çünkü çözeceğiniz her soru tipi sizi daha da geliştirecektir.

Dört şıktan oluşan her sorunun bir doğru cevabı, bir çeldiricisi iki tanede kendi içinde doğru fakat kesinlikle cevap olamayan şıkkı vardır. Bu nedenle test sorularını çözerken, okumaya soru kökünden başlamalısınız. Soru sonlarındaki değildir. Olamaz gibi ifadelere dikkat etmelisiniz.


Sonuç olarak test sorularını çözerken;

İşlemediniz konuların testini çözmeyin.

Öğrendiğiniz konu ile ilgili bol bol test çözün.

Yeni öğrendiğiniz konuların testlerini kolay olandan zor olana doğru çözün.

Soru köklerini çok iyi okuyup, soruda ne istenildiğini iyice anlayın.

Soru köklerini okurken olumlu ve olumsuz bildirimlere dikkat edin.

Ders ayırt etmeksizin bütün derslerin konu testlerini çözün.


Deneme Sınavlarında bunlara dikkat edin;

Deneme sınavları sizin kendinizi değerlendirdiğiniz bir alandır. Eksiklerinizi ve yeterliliklerinizi, sınava giren diğer öğrencilere kıyasla durumunuzu göreceğiniz bir sınavdır. Bu nedenle deneme sınavlarını çok önemsemeli ve gereken dikkati göstererek çözmelisiniz.

Deneme sınavlarında öncelikle zamanı etkili kullanmayı öğrenmelisiniz. LGS’ de her soruya ortalama bir dakika süre ayırmalısınız.

Eğer her soruyu verilen bir dakikada çözerseniz kalan dakikalarda cevaplarınızı kontrol edebilirsiniz. Denemelerde zamanınızın yetip yetmediğine dikkat edin. Hangi derse daha fazla zaman ayırıyorsunuz? Hangi tip sorular sizi zorluyor? Dikkat edin.

Deneme sınavlarında testlerin çözüm sırası öğrenciden öğrenciye değişiklik göstermektedir. Önemli olan kendinize uygun sıralamayı bulmanızdır. Girdiğiniz her denemede farklı sıralar izlerseniz, gerçek sınavda karmaşa yaşayabilirsiniz. Bu nedenle kendinize uygun ideal bir test çözüm sıra belirleyin ve sınava kadar o sıraya uygun hareket edin.

Deneme sınavlarında çok etkili bir yol olan Turlama Tekniğini kullanmaya gayret edin. Bu yöntem zamanı etkili kullanmanızı sağlar. Tekniği şöyle uygulayabilirsiniz, “Yanıtlamaya en başarılı olduğunuz dersin sorularından başlayın. Böylece bu testi doğru çözerek moral kazanmış olacaksınız. Her testte aynı zorluk ya da aynı kolaylık dercesine sahip sorular bulunmaz. Turlama tekniği kullanarak zor olduğunu gördüğünüz soruları boş bırakın. Bazı soruların cevabını çok iyi bildiğiniz halde o anda hatırlamayabilirsiniz. Bu soruları işaretleyerek geri dönmek üzere boş bırakın. Geri dönüşler yaptığınızda size mantıklı gelen şıkkı işaretleyebilirsiniz. II. turda, yine kendinizi en başarılı bulduğunuz dersten başlayın. Hiçbir fikrinizin olmadığı soruları tekrar okumayın. Zamanınız kalırsa tekrar dönersiniz. Cevaplayabildiğiniz tüm soruları bittikten sonra kitapçığınızı bir kez daha kontrol edin. Zorlandığınız soruları bir kez daha bakın.


Genel Tavsiyeler

Hiçbir soruya önyargıyla yaklaşmayın. Tüm soruları okuyun ve çözmeye çalışın.

Soru köklerine dikkat edin “değildir”, “olamaz”, “yanlıştır” gibi ifadeleri gözden kaçırmayın.

Zor sorulara geldiğinizde üzerinde fazla vakit kaybetmeyin. Fakat bazen zor ve karmaşık görünen soruların cevaplarının çok basit olabileceğini de unutmayın.

Bazı sorularda, soruda verilenlerden cevaba gidemiyorsanız, şıkları kullanarak cevaba ulaşmaya çalışın.

Cevaplarınızı optik forma geçirirken, bu işlemi soruyu çözdükten hemen sonra yapın. Kitapçığın üzerine yaptıktan sonra cevap anahtarına geçirirken kaydırma yapma ihtimaliniz çok yüksektir.

Bütün şıkları okumadan cevabı işaretlemeyin. Daha doğru bir cevap diğer şıklarda olabilir.

Her testte cevaplayamayacağınız kadar zor olan sorular bulunabilir. Bu tip soruların moralinizi bozmasına izin vermeyin.

Kısa sorular kolay, uzun sorular zordur önyargısıyla soruya yaklaşmayın.

Cevaplandırma işleminiz bittikten sonra işaretleme esnasında kaydırma yapmış olma ihtimaline karşı cevaplarınız bir kez daha kontrol edin.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



5/10/2007 - OKS'ye hazırlık için günde kaç soru çözülmeli?

Kategori: ODEVLER

 

Bazı öğrencilerimiz şu soruyu sıkça yöneltiyorlar:

"OKS’ye hazırlanmak için günde kaç soru çözmeliyim? Bazıları günde en az 500, bazıları ise 1000 soru çözmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bu sayıları duyunca karamsarlığa kapılıyoruz, çünkü o kadar soru çözemiyoruz? Ne yapmalıyız?"

Her şeyden önce şunu vurgulamak gerekir ki bu konu bireyseldir. Bir örnekle açıklayayım: Bir hasta, doktora gider ve derdini anlatır. Doktor ona bir tedavi stratejisi uygular. Aynı dertten muzdarip başka bir hasta, aynı doktora gider. Doktor, onu muayene eder. Ancak doktor bu hastaya, diğerinden farklı bir tedavi programı verebilir. Çünkü hastalık aynı olsa da hastalar ayrıdır. Yani herkes OKS’ye hazırlansa bile, OKS’ye hazırlanan her bir öğrenci farklı farklı kişiliklerdir.

Bu bağlamda bir öğrencinin ne kadar soru çözmesi gerektiğine onu çok iyi tanıyan, eksiğini gediğini iyi bilen rehber öğretmenler karar verebilir. Ancak bir öğrencinin günlük çözeceği soru sayısının belirlenmesi konusunda öğrenci, veli ve öğretmen işbirliği yapmalıdır.

Fakat bu konuda bazı temel kriterleri hatırlatmadan da geçemeyeceğiz.

Gerçek sınavlarda, örneğin OKS’de, öğrencilerimize 100 soru sorulmakta ve bunun için 120 dakika verilmektedir... Öyleyse bir öğrenci günde en az 100 soru çözmeyi hedeflemeli ve bunu gerçekleştirmeye çalışmalıdır. Öğrenci, zamanla bu 100 soruyu 120 dakikada, sağlamasını da yapacak şekilde, çözebilmeyi başarmalıdır.

Okulun veya dershanenin olmadığı "tatil günlerinde" ise çözülen soru sayısı normal günlerin iki, en fazla üç katına çıkabilir. Yani öğrencinin tamamen boş olduğu böyle günlerde 200-300 soru çözülebilir.

Öyleyse, bir öğrencinin Türkçe, matematik, fen ve sosyal bilgiler derslerinin her birinden günde 25’er sorudan oluşan birer test çözmesi yeterlidir. Öğrenci sadece bir dersten de günde 100 soru çözebilir. Öğrenci soru çözerken eksik olduğu, daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyduğu derslere de ağırlık verebilir. Önemli olan, her dersten dengeli bir şekilde ihtiyaç kadar soru çözülebilmesidir.

Ancak çerez yer gibi soru çözmek, o an için kendimizi tatmin etmek ve hava atmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Soru çözerken her bir sorudan mesajlar çıkarmalıyız. Bir soruyu çözerken kendimize: “Acaba bu soru bana hangi mesajı veriyor, soruyu hazırlayanlar bu soruyu hangi amaçla hazırlamış, sorudan ben neler öğrenebilirim?” sorularını sormalı ve bu soruların cevaplarını aramalıyız. Aksi hâlde çok soru çözmek marifet değil, hatta zararlıdır.

Ailelerin de öğrencilere sürekli "Çalış, çalış, çalış..." demeleri başarı adına olumsuz bir yaklaşım biçimidir. Bu baskıları üzerinde yoğun olarak hisseden öğrenci, çözdüğü soru sayısını artırsa bile bu çalışma şekli olumlu sonuçlar doğurmayabilir. Verimsiz bir çalışma, "Çok çalışıyorum; ama bir tülü istediğim başarıyı yakalayamıyorum." yakınmalarına yol açabilir. Veli de öğrencinin çalıştığını görür; ama sonuç alınamadığı zaman, bir çıkmaza girer. Ne yapacağını şaşırır, duygusal yörüngeli sorunlar yaşayabilir. "Çok çalış..." baskılarına maruz kalan öğrenci, aslında aile baskısından kurtulmak ve onları tatmin edebilmek için de çok çalışıyor görünebilir. Ancak şunu altını çizerek vurgulayalım ki başarıya çok çalışılarak değil de "verimli çalışılarak" ulaşılabilir. Çalışma stratejileri belirlenirken hem öğrenci, hem aile, hem de öğretmenler bu temel bilimsel gerçeği göz önüne almalıdır. Aksi hâlde istenilen sonuçlara bir türlü ulaşılamaz, sorunlara da bir türlü çözüm bulunamaz. Çünkü hep yanlış "teşhisler" üzerinde durulmuş olur.

Aksatmadan her gün 100 soru çözmek, sanıldığı gibi az değildir. Çünkü sınavlar haziran ayında yapılmaktadır. Bir öğrencinin eylül ayından itibaren her gün 100 soru çözdüğünü düşünürsek, bu çalışma 9 ay boyunca sürecektir. Sonuçta öğrenci sınavdan önce yaklaşık 27 bin soru çözecektir. Bu da yaklaşık 10 soru bankası demektir. Yani bir öğrenci günde 100 soru çözerek, sınava kadar yaklaşık 10 soru kitabı bitirebilir. 10 kitabı bitiren bir öğrenci, kaliteli dokümanlardan yararlanmak şartıyla, sınavda karşısına çıkabilecek bütün soru tipleriyle karşılaşabilir, yeterli tecrübeyi kazanabilir, soru tekniğini iyice kavrayabilir. Kısacası sınavda başarılı olabilmek için gerekli çalışmayı yapmış olur.

Yalnız ısrarla vurguladığımız gibi soru çözerken "verimli bir çalışma" gerçekleştirmek gerekir. Bu da şöyle olacaktır:

Soru çözmeye başlanmadan önce mutlaka konu tekrarı yapılmalıdır. Bilinmeyen konudan soru çözülmemelidir. Bilinmeyen konudan soru çözülürse, yanlışlar çok çıkar. Bu da moral bozukluğuna neden olur. Sonuçta öğrencinin çalışma isteği zedelenebilir.

Sorular süre sınırı konularak çözülmelidir. İlk başlarda soru başına ayrılan süre biraz fazla olabilir. Ancak özelikle ikinci dönemden itibaren bir sorunun bir dakikada çözülebileceği hıza ulaşılmalıdır. Soru başına ayrılan süre, sayısal sorularda biraz fazla; sözel sorularda ise biraz daha az olabilir. Fakat sonuçta bir soru ortalama bir dakikada çözülebilmelidir.

Sorular test test ve bir oturuşta çözülmelidir. Örneğin Türkçe testinden 25 soruluk bir test çözülecekse, bu testin tamamı bitirilmeden soruların başından kalkılmamalıdır. Sonra 5 - 10 dakikalık bir ara verilebilir. Ancak başka bir test çözülmeye başlandığında yine test bitirilmeden soruların başından kalkılmamalıdır. Sınavın çok yaklaştığı zamanlarda, örneğin sınavdan iki ay öncesinden itibaren ise deneme sınavlarına ve "çıkmış sorulara" ağırlık verilmelidir ve deneme sınavları da bir oturuşta çözülmelidir. Çünkü gerçek sınavlarda ara verilmemektedir. Sınavda 120 dakika süre verilmektedir ve bu süre içinde de 100 sorunun çözülmesi istenmektedir. Sınavdan önce özellikle deneme sınavları aracılığı ile bu çalışmalar çokça yapılırsa, sınavda zorluk çekilmeyecektir. Ayrıca, sınavlar en iyi şekilde, "çıkmış sorular" çözülerek tanınabilir.

Soru çözerken başka işle uğraşılmamalıdır. Bilindiği gibi sınavda ne radyo, ne televizyon, ne bilgisayar ne de telefon vardır. Sınavda öğrenci ve sorular baş başadır. Öyleyse sınavdan önce benzer şartlarda soru çözmeye alışılmalıdır. Bu da sınav ortamına benzer ortamlarda soru çözmekle mümkündür. Bu bağlamda dershanelerin, dergilerin, okulların, kurumların (Güvender gibi) yaptığı deneme sınavlarına girilebilir. OKS'den önce yapılan özel Okullar Sınavı ile DPY sınavına başvurularak gerçek bir sınav tecrübesi kazanılabilir.

Sorular tamamen bitirilmeden cevap anahtarı kontrolü yapılmamalıdır. Örneğin 20 sorudan oluşan bir Matematik testi çözülürken soruların hepsi bitirilmeden cevaplar kontrol edilmemelidir. Bilindiği gibi sınavlarda cevap anahtarı kontrolü yapılamamaktadır.Çünkü cevap anahtarları sınavdan önce açıklanmamaktadır. Ancak sınavdan çıkıldıktan sonra böyle bir imkân elde edilebilmektedir. Bu bağlamda, sınavdan önce soru çözülürken bu duruma hazırlanılmalıdır. Ayrıca her sorudan sonra cevap anahtarı kontrolü yapılmasının bazı sakıncaları vardır. Örneğin ilk soru yapıldıktan sonra cevap anahtarına bakıldığında, cevap yanlışsa, moral bozukluğu yaşanabilir. Bu nedenle diğer sorular yapılabilecek olsa bile bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Öyleyse böyle bir durumda cevap anahtarı kontrolü en sona bırakılmalıdır.

Soru çözümü bitirildikten sonra mutlaka ama mutlaka bir değerlendirme yapılmalıdır. Değerlendirme sırasında bazı soruların cevapları aranmalıdır. Kaç soru yapıldı? Kaç soru boş bırakıldı? Kaç doğru var? Kaç yanlış var? Doğrular bilerek ve bilinçli bir şekilde mi doğru yapılmış? Bazı sorular rastgele doğru yapıldıysa bu soruların gerçek çözümü nasıl olmalıdır? Yanlışlar neden yapılmış; bilgi eksikliğinden mi, dikkatsizlikten mi, yanlış işaretlemeden mi? Boş bırakılan sorular neden hoş bırakılmış? Bütün bu soruların cevabı arandıktan sonra eğer ortada bir "dikkatsizlik" sorunu varsa "konsantrasyon" konusu üzerinde durulmalıdır. Bilgi eksikliği varsa "konu tekrarı" yapılmalıdır. Hâlâ çözülemeyen ve nedeni anlaşılamayan sorunlar varsa "öğretmenlerden" yardım istenmelidir. Kısacası hiçbir soru, doğru çözümü tamamen öğrenilmeden geçilmemelidir. Her sorunun çözümü mümkünse alternatifli olarak öğrenilmelidir. Bu konuda özellikle "rehber öğretmenlerle" diyalog hâlinde olunmalıdır.

Bu şekilde bir çalışma yöntemi izlenirse günde 100 soru çözmek, yeterli bir çalışma olacaktır. Bir öğrenci bu şekilde bir çalışma stratejisi izlerse zaten günde en fazla 100 soru ancak çözebilir.

Yani bir öğrencinin günde 500 soru çözmesi, hele hele bir günde 1000 soru çözmesi mümkün değildir. Çünkü bir soru yaklaşık bir dakikada çözülür. 500 soru 500 dakika eder. 500 dakika ise tam 8 saat 20 saniye der. Yani bir öğrencinin, hem de yerinden hiç kalkmadan günde 8 saat soru çözmesi bilimsel değildir, mümkün de değildir... Çünkü okula giden bir öğrencinin o kadar boş vakti yoktur. Günde bu kadar soru çözdüğünü söyleyen kişi ya okula gitmiyordur, ya da soru çözmek dışında başka hiçbir iş yapmıyordur, akşama kadar sadece soruyu çözüyordur. Aksi hâlde doğruyu söylemiyordur. Doğru söylüyorsa da çözdüğü soruların ona hiçbir yararı yoktur, sadece soru çözmek için soru çözmüştür. Ailesi ve öğretmenleri de onu gerçekten soru çözmüş zannetsinler diye böyle bir yola başvurmuştur.

Hele hele bir öğrenci günde 1000 soru çözebilir mi? Hangi öğrencinin günde 16 saat boş vakti var? Allah aşkına böyle saçma bir şey olabilir mi? Boş sözler, boş konuşmalar, boş istekler…

Yani, yukarıda belirttiğimiz şekilde günde ortalama 100 soru (ama aksatmadan, düğün bayram demeden her gün) çözebiliyorsanız ne âlâ…

Peki, soruları hangi kaynaklardan çözelim? Bu soruya cevap olabilecek nitelikteki araştırmalarımız şu sonuçları ortaya koydu:

· Zirve Dergileri

· Güvender Yayınları

· Anafen Yayınları

· Yenirenk Yayınları

· Körfez Yayınları

· PiAnalitik Yayınları

· Zambak Yayınları

· Tomurcuk Yayınları

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



5/10/2007 - OKS'ye hazırlık için günde kaç soru çözülmeli?

Kategori: ODEVLER

 

Bazı öğrencilerimiz şu soruyu sıkça yöneltiyorlar:

"OKS’ye hazırlanmak için günde kaç soru çözmeliyim? Bazıları günde en az 500, bazıları ise 1000 soru çözmemiz gerektiğini söylüyorlar. Bu sayıları duyunca karamsarlığa kapılıyoruz, çünkü o kadar soru çözemiyoruz? Ne yapmalıyız?"

Her şeyden önce şunu vurgulamak gerekir ki bu konu bireyseldir. Bir örnekle açıklayayım: Bir hasta, doktora gider ve derdini anlatır. Doktor ona bir tedavi stratejisi uygular. Aynı dertten muzdarip başka bir hasta, aynı doktora gider. Doktor, onu muayene eder. Ancak doktor bu hastaya, diğerinden farklı bir tedavi programı verebilir. Çünkü hastalık aynı olsa da hastalar ayrıdır. Yani herkes OKS’ye hazırlansa bile, OKS’ye hazırlanan her bir öğrenci farklı farklı kişiliklerdir.

Bu bağlamda bir öğrencinin ne kadar soru çözmesi gerektiğine onu çok iyi tanıyan, eksiğini gediğini iyi bilen rehber öğretmenler karar verebilir. Ancak bir öğrencinin günlük çözeceği soru sayısının belirlenmesi konusunda öğrenci, veli ve öğretmen işbirliği yapmalıdır.

Fakat bu konuda bazı temel kriterleri hatırlatmadan da geçemeyeceğiz.

Gerçek sınavlarda, örneğin OKS’de, öğrencilerimize 100 soru sorulmakta ve bunun için 120 dakika verilmektedir... Öyleyse bir öğrenci günde en az 100 soru çözmeyi hedeflemeli ve bunu gerçekleştirmeye çalışmalıdır. Öğrenci, zamanla bu 100 soruyu 120 dakikada, sağlamasını da yapacak şekilde, çözebilmeyi başarmalıdır.

Okulun veya dershanenin olmadığı "tatil günlerinde" ise çözülen soru sayısı normal günlerin iki, en fazla üç katına çıkabilir. Yani öğrencinin tamamen boş olduğu böyle günlerde 200-300 soru çözülebilir.

Öyleyse, bir öğrencinin Türkçe, matematik, fen ve sosyal bilgiler derslerinin her birinden günde 25’er sorudan oluşan birer test çözmesi yeterlidir. Öğrenci sadece bir dersten de günde 100 soru çözebilir. Öğrenci soru çözerken eksik olduğu, daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyduğu derslere de ağırlık verebilir. Önemli olan, her dersten dengeli bir şekilde ihtiyaç kadar soru çözülebilmesidir.

Ancak çerez yer gibi soru çözmek, o an için kendimizi tatmin etmek ve hava atmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Soru çözerken her bir sorudan mesajlar çıkarmalıyız. Bir soruyu çözerken kendimize: “Acaba bu soru bana hangi mesajı veriyor, soruyu hazırlayanlar bu soruyu hangi amaçla hazırlamış, sorudan ben neler öğrenebilirim?” sorularını sormalı ve bu soruların cevaplarını aramalıyız. Aksi hâlde çok soru çözmek marifet değil, hatta zararlıdır.

Ailelerin de öğrencilere sürekli "Çalış, çalış, çalış..." demeleri başarı adına olumsuz bir yaklaşım biçimidir. Bu baskıları üzerinde yoğun olarak hisseden öğrenci, çözdüğü soru sayısını artırsa bile bu çalışma şekli olumlu sonuçlar doğurmayabilir. Verimsiz bir çalışma, "Çok çalışıyorum; ama bir tülü istediğim başarıyı yakalayamıyorum." yakınmalarına yol açabilir. Veli de öğrencinin çalıştığını görür; ama sonuç alınamadığı zaman, bir çıkmaza girer. Ne yapacağını şaşırır, duygusal yörüngeli sorunlar yaşayabilir. "Çok çalış..." baskılarına maruz kalan öğrenci, aslında aile baskısından kurtulmak ve onları tatmin edebilmek için de çok çalışıyor görünebilir. Ancak şunu altını çizerek vurgulayalım ki başarıya çok çalışılarak değil de "verimli çalışılarak" ulaşılabilir. Çalışma stratejileri belirlenirken hem öğrenci, hem aile, hem de öğretmenler bu temel bilimsel gerçeği göz önüne almalıdır. Aksi hâlde istenilen sonuçlara bir türlü ulaşılamaz, sorunlara da bir türlü çözüm bulunamaz. Çünkü hep yanlış "teşhisler" üzerinde durulmuş olur.

Aksatmadan her gün 100 soru çözmek, sanıldığı gibi az değildir. Çünkü sınavlar haziran ayında yapılmaktadır. Bir öğrencinin eylül ayından itibaren her gün 100 soru çözdüğünü düşünürsek, bu çalışma 9 ay boyunca sürecektir. Sonuçta öğrenci sınavdan önce yaklaşık 27 bin soru çözecektir. Bu da yaklaşık 10 soru bankası demektir. Yani bir öğrenci günde 100 soru çözerek, sınava kadar yaklaşık 10 soru kitabı bitirebilir. 10 kitabı bitiren bir öğrenci, kaliteli dokümanlardan yararlanmak şartıyla, sınavda karşısına çıkabilecek bütün soru tipleriyle karşılaşabilir, yeterli tecrübeyi kazanabilir, soru tekniğini iyice kavrayabilir. Kısacası sınavda başarılı olabilmek için gerekli çalışmayı yapmış olur.

Yalnız ısrarla vurguladığımız gibi soru çözerken "verimli bir çalışma" gerçekleştirmek gerekir. Bu da şöyle olacaktır:

Soru çözmeye başlanmadan önce mutlaka konu tekrarı yapılmalıdır. Bilinmeyen konudan soru çözülmemelidir. Bilinmeyen konudan soru çözülürse, yanlışlar çok çıkar. Bu da moral bozukluğuna neden olur. Sonuçta öğrencinin çalışma isteği zedelenebilir.

Sorular süre sınırı konularak çözülmelidir. İlk başlarda soru başına ayrılan süre biraz fazla olabilir. Ancak özelikle ikinci dönemden itibaren bir sorunun bir dakikada çözülebileceği hıza ulaşılmalıdır. Soru başına ayrılan süre, sayısal sorularda biraz fazla; sözel sorularda ise biraz daha az olabilir. Fakat sonuçta bir soru ortalama bir dakikada çözülebilmelidir.

Sorular test test ve bir oturuşta çözülmelidir. Örneğin Türkçe testinden 25 soruluk bir test çözülecekse, bu testin tamamı bitirilmeden soruların başından kalkılmamalıdır. Sonra 5 - 10 dakikalık bir ara verilebilir. Ancak başka bir test çözülmeye başlandığında yine test bitirilmeden soruların başından kalkılmamalıdır. Sınavın çok yaklaştığı zamanlarda, örneğin sınavdan iki ay öncesinden itibaren ise deneme sınavlarına ve "çıkmış sorulara" ağırlık verilmelidir ve deneme sınavları da bir oturuşta çözülmelidir. Çünkü gerçek sınavlarda ara verilmemektedir. Sınavda 120 dakika süre verilmektedir ve bu süre içinde de 100 sorunun çözülmesi istenmektedir. Sınavdan önce özellikle deneme sınavları aracılığı ile bu çalışmalar çokça yapılırsa, sınavda zorluk çekilmeyecektir. Ayrıca, sınavlar en iyi şekilde, "çıkmış sorular" çözülerek tanınabilir.

Soru çözerken başka işle uğraşılmamalıdır. Bilindiği gibi sınavda ne radyo, ne televizyon, ne bilgisayar ne de telefon vardır. Sınavda öğrenci ve sorular baş başadır. Öyleyse sınavdan önce benzer şartlarda soru çözmeye alışılmalıdır. Bu da sınav ortamına benzer ortamlarda soru çözmekle mümkündür. Bu bağlamda dershanelerin, dergilerin, okulların, kurumların (Güvender gibi) yaptığı deneme sınavlarına girilebilir. OKS'den önce yapılan özel Okullar Sınavı ile DPY sınavına başvurularak gerçek bir sınav tecrübesi kazanılabilir.

Sorular tamamen bitirilmeden cevap anahtarı kontrolü yapılmamalıdır. Örneğin 20 sorudan oluşan bir Matematik testi çözülürken soruların hepsi bitirilmeden cevaplar kontrol edilmemelidir. Bilindiği gibi sınavlarda cevap anahtarı kontrolü yapılamamaktadır.Çünkü cevap anahtarları sınavdan önce açıklanmamaktadır. Ancak sınavdan çıkıldıktan sonra böyle bir imkân elde edilebilmektedir. Bu bağlamda, sınavdan önce soru çözülürken bu duruma hazırlanılmalıdır. Ayrıca her sorudan sonra cevap anahtarı kontrolü yapılmasının bazı sakıncaları vardır. Örneğin ilk soru yapıldıktan sonra cevap anahtarına bakıldığında, cevap yanlışsa, moral bozukluğu yaşanabilir. Bu nedenle diğer sorular yapılabilecek olsa bile bazı sorunlarla karşılaşılabilir. Öyleyse böyle bir durumda cevap anahtarı kontrolü en sona bırakılmalıdır.

Soru çözümü bitirildikten sonra mutlaka ama mutlaka bir değerlendirme yapılmalıdır. Değerlendirme sırasında bazı soruların cevapları aranmalıdır. Kaç soru yapıldı? Kaç soru boş bırakıldı? Kaç doğru var? Kaç yanlış var? Doğrular bilerek ve bilinçli bir şekilde mi doğru yapılmış? Bazı sorular rastgele doğru yapıldıysa bu soruların gerçek çözümü nasıl olmalıdır? Yanlışlar neden yapılmış; bilgi eksikliğinden mi, dikkatsizlikten mi, yanlış işaretlemeden mi? Boş bırakılan sorular neden hoş bırakılmış? Bütün bu soruların cevabı arandıktan sonra eğer ortada bir "dikkatsizlik" sorunu varsa "konsantrasyon" konusu üzerinde durulmalıdır. Bilgi eksikliği varsa "konu tekrarı" yapılmalıdır. Hâlâ çözülemeyen ve nedeni anlaşılamayan sorunlar varsa "öğretmenlerden" yardım istenmelidir. Kısacası hiçbir soru, doğru çözümü tamamen öğrenilmeden geçilmemelidir. Her sorunun çözümü mümkünse alternatifli olarak öğrenilmelidir. Bu konuda özellikle "rehber öğretmenlerle" diyalog hâlinde olunmalıdır.

Bu şekilde bir çalışma yöntemi izlenirse günde 100 soru çözmek, yeterli bir çalışma olacaktır. Bir öğrenci bu şekilde bir çalışma stratejisi izlerse zaten günde en fazla 100 soru ancak çözebilir.

Yani bir öğrencinin günde 500 soru çözmesi, hele hele bir günde 1000 soru çözmesi mümkün değildir. Çünkü bir soru yaklaşık bir dakikada çözülür. 500 soru 500 dakika eder. 500 dakika ise tam 8 saat 20 saniye der. Yani bir öğrencinin, hem de yerinden hiç kalkmadan günde 8 saat soru çözmesi bilimsel değildir, mümkün de değildir... Çünkü okula giden bir öğrencinin o kadar boş vakti yoktur. Günde bu kadar soru çözdüğünü söyleyen kişi ya okula gitmiyordur, ya da soru çözmek dışında başka hiçbir iş yapmıyordur, akşama kadar sadece soruyu çözüyordur. Aksi hâlde doğruyu söylemiyordur. Doğru söylüyorsa da çözdüğü soruların ona hiçbir yararı yoktur, sadece soru çözmek için soru çözmüştür. Ailesi ve öğretmenleri de onu gerçekten soru çözmüş zannetsinler diye böyle bir yola başvurmuştur.

Hele hele bir öğrenci günde 1000 soru çözebilir mi? Hangi öğrencinin günde 16 saat boş vakti var? Allah aşkına böyle saçma bir şey olabilir mi? Boş sözler, boş konuşmalar, boş istekler…

Yani, yukarıda belirttiğimiz şekilde günde ortalama 100 soru (ama aksatmadan, düğün bayram demeden her gün) çözebiliyorsanız ne âlâ…

Peki, soruları hangi kaynaklardan çözelim? Bu soruya cevap olabilecek nitelikteki araştırmalarımız şu sonuçları ortaya koydu:

· Zirve Dergileri

· Güvender Yayınları

· Anafen Yayınları

· Yenirenk Yayınları

· Körfez Yayınları

· PiAnalitik Yayınları

· Zambak Yayınları

· Tomurcuk Yayınları

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- :: Sonraki Sayfa ->